HAKAN's profile>..KH@NİZM..<PhotosBlogListsMore Tools Help

>..KH@NİZM..<

KH@NN
Photo 1 of 54

Windows Media Player

Custom HTML

Hakan Efetürk'ün Facebook profili

Custom HTML

 
adopt your own virtual pet!

HAKAN EFETÜRK

Occupation
Location
Interests
HEREDOTOSUN DA DEDİĞİ GİBİ;
YERYÜZÜNÜN BİLİNEN EN GÜZEL GÖKYÜZÜ ALTINDA KURULMUŞ COGRAFYADA YAŞIORUM YANİ SMYRNA DA...
SIRADIŞI KLASİK, Bİ HAYATIM VAR. HAYATA, KİMSEDE BULAMADIĞIM Bİ BAKIŞ AÇISIYLA BAKARIM
HAYATTAN ENSTANTENELER YAKALAMAYA BAYILIRIM.
İMKANSIZA VE TESADÜFE İNANMAM...
NE KADAR KARARIRSA KARARSIN ÖFKEM, YÜZÜMDEKİ MASKE BEYAZ SAFLIĞINI KORUR.
SMYRNA  
Photo 1 of 34

Yüzümün aynadaki boşluğu

 

yüzümün aynadaki boşluğu

Uçurum dibinde nasıl göründüğümü
Merak ederim hep.
Yüzümün aynadaki boşluğuna hep bakmak isterdim.
İnançlarımın kırık döküldüğü yeri anlamak için
kalabalıklar içindeki yalnızlığıma dokunmak isterdim...
Aşktı adın uçurumda, yanı başımda
aynadaki suretimdi yüzüm,
aykırı kanardı bana.
İnançlarımın çoğu yalanmış
alay ederdi benimle.
Çok geç anladım, kalabalıklar arasındaki
senmişsin dokunamadığım...
Yalnızlığım diye küçümsediğim senin sevginmiş,
Geceleri ansızın uyanıp
incitilip durduğum senin yokluğunmuş...
Onca sevişmeden sonra değişememişsem,
sihirli bir aydınlıkta,
içimde bir yer sonsuz hasret kaldığı içinmiş...
İşte onca yalan geçen hayatımda
buymuş tek gerçeğim...

cezmi ersöz

@şkın sözleri

 

@şkın sözleri

“Uzun zaman önce dünya yaratılmadan insanlar dünyaya ayak basmadan önce iyi huylar ve kötü huylar ne yapacaklarını bilemez vaziyette dolanıyorlarmış. Bir gün toplanmışlar ve her zamankinden daha sıkkın oturuyorlarken Saflık ortaya bir fikir atmış: “Neden saklambaç oynamıyoruz?” Ve hepsi bu fikri beğenmiş ve hemen çılgın çılgınlık bağırmış: “Ben ebe olmak ve saymak istiyorum Ben ebe olmak istiyorum!” ve başka hiç kimse Çılgınlığı arayacak kadar çıldırmadığı için Çılgınlık bir ağaca yaslanmış ve saymaya başlamış 1 2 3….

Ve Çılgınlık saydıkça iyi huylarla kötü huylar saklanacak yer aramışlar.
Şefkat Ay’ın boynuzuna asılmış; İhanet çöp yığının içine girmiş; Sevgi bulutların arasına kıvrılmış; Yalan bir taşın altına
saklanacağını söylemiş ama yalan söylemiş çünkü gölün dibine saklanmış; Tutku dünyanın merkezine gitmiş; Para hırsı bir çuvalın içine girerken çuvalı yırtmış.
Ve Çılgınlık saymaya devam etmiş 79 80 81 82…..

Aşkın dışında bütün iyi huylar ve kötü huylar o ana kadar zaten saklanmış Aşk kararsız
olduğu gibi nereye saklanacağını da bilmiyormuş… Bu bizi şaşırtmamalı
çünkü hepimiz Aşkı saklamanın ne kadar zor olduğunu biliriz. Ve Çılgınlık 95 96 97… ye gelmiş ve 100′e vardığı anda Aşk sıçrayıp güllerin arasına girmiş ve saklanmış.
Ve Çılgınlık bağırmış “Sağım solum sobedir geliyorum!” ve arkasını döndüğünde ilk önce Tembelliği görmüş o ayaktaymış çünkü saklanacak enerjisi yokmuş. Sonra Şefkati ayın boynuzunda görmüş ve İhaneti çöplerin arasında Sevgiyi bulutların arasında Yalanı gölün dibinde ve Tutkuyu dünyanın merkezinde hepsini birer birer bulmuş sadece biri hariç.
Ve Çılgınlık umutsuzluğa kapılmış en son saklı kişiyi bulamamış derken Haset bulunamadığı için haset duyarak Çılgınlığın kulağına fısıldamış: “Aşkı bulamıyorsun O güllerin arasında saklanıyor.”
 Çılgınlık çatal şeklinde tahta bir sopa almış ve güllerin arasına çılgınca saplamış saplamış saplamış ta ki yürek burkan bir haykırma onu durdurana kadar. Ve haykırıştan sonra Aşk elleriyle yüzünü kapayarak ortaya çıkmış ve parmaklarının arasından iki sicim gibi kan akıyormuş gözlerinden. Çılgınlık Aşkı bulmak için heyecandan Aşkın gözlerini
çatal sopa ile kör etmiş. “Ne yaptım ben? Ne yaptım ben?” diye bağırmış. “Seni kör ettim. Nasıl onarabilirim?”
Ve Aşk cevap vermiş “Gözlerimi geri veremezsin.
Ama benim için bir şey
yapmak istersen benim kılavuzum olabilirsin.”
Ve o günden beri Aşkın gözü kördür ve her zaman Çılgınlık kılavuzudur..

 

Hangi zamanda olursa olsun
Bir martı olsaydım ben gökyüzünde…
Küçüklerin sapanlarından çıkan taşlar
Yetmezdi kanatlarımı kırmaya…


En son kanadımı kıran senden sonra…
Başının öne eğip durması da işe yaramıyor artık
Geçti anılarından kalma çizikler…
Günlerce ağladığım senden geriye


Adın kaldı aklımda
Beş harfli ilk harfi büyük
Gözlerin...
Kokun… Soluğun…

körü körüne yaşamak..

körü körüne yaşamak

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam" demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin o'nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim" diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, ya da pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...CAN YÜCEL...

Benim suçum yok

 

                    benim suçum yok!  

         bir çocuktan bir çocuğa geçen  

          su çiçeği gibi bulaştın bana!  

 

 

kalbimi kucağıma aldım,  

  kalbim, kapanmayan bir ahşap çekmece sanki  

   yarısı içerde, yarısı dışarda

 

          boşlukta asılı kaldı dudaklarına!  

            bir marangoz ustasıydım adeta  

               bir ayağı mutlaka kısa masa yapan!

 

     bir elimde çekiç, bir elimde çivi  

       kendimi bir resim gibi çakacağım insanı aradım yıllarca!  

 

              kim bilir, belki de    

   denize indirilen gemiye çarpacak şampanya şişesiydim hayatında!  

    gemi indirildi, şampanya şişesi çarptı  

    sadece gözyaşlarının köpükleri bulaştı ağır ağır dalgalara! 

 

İLETİŞİM SORUNLARIMIZ

  BİREYLERİN İLETİŞİM SORUNLARI VE İLETİŞİM BECERİLERİNİN GELİŞTİRİLMESİ 
Adsız Fotoğraf            Adsız Fotoğraf  
YRD. DOÇ. DR. ERDOĞAN BOZKURT*
 
 
“Tüm yaşam, bir iletişim - etkileşim olayıdır.” Özcan KÖKNEL

İletişim, bireyin birtakım semboller kullanarak karşısındakini etkileme süreci olarak tanımlanabilir (1). Ailede, okulda ve iş yaşamındaki iletişim sorunlarına, ülkemizde son yıllarda yapılan araştırmalarda sıkça karşılaşılmaktadır. Baymur ve Yeşilyaprak’ın, yaptıkları araştırmalarda lise ve üniversite öğrencilerinin iletişim yeterlikleriyle ilgili sorunların fazla olduğu görülmektedir. Bu sorunlardan bazıları; topluluk içinde konuşamamak, karşı cinsle arkadaşlık etmekten çekinmek, ana-baba ile sorunlarını tartışamamak... gibi. Voltanda, yaptığı gözlemler sonucunda lise öğrencilerinde aynı sorunların bulunduğunu belirtmektedir (2, 3).

Mooney’in üniversite öğrencileri üzerindeki çalışmasında, öğrencilerin çok problemli olduğu alanlardan az problemli olduğu alana doğru şöyle bir sıralama yapılmıştır (4): Birinci sırada üniversite ile ilgili problemler, ikinci sırada başkaları ile iletişim kurmaya ait sorunlar, üçüncü sırada gelecekle ilgili sorunlar yer almıştır.

Çulha ve Dereli’ninyaptığı araştırmada, iletişim sorunlarının ülkemizde artma eğilimi gösterdiği vurgulanmaktadır. İletişim sorunları olarak; duygu ve düşüncelerini açıkça söyleyememek, rahat konuşamamak, yaş ve sosyal statü olarak daha büyüklerle rahat konuşamamak, bir arkadaş grubuna girememek, karşıt cinsle arkadaş olamamak belirtilmektedir(5).

İletişim Becerisi Yetersizliğinin Bazı Nedenleri

Çeşitli toplumlarda olduğu gibi Türk toplumunda da iletişim becerileri yetersiz bireyler bulunmaktadır. İnsanların bir grubu aşırı derecede çekingen, bir kısmı ise fazlaca saldırgandır. Çekingenlik ve saldırganlık özelliklerinin tam ortasında ise sağlıklı iletişimi anlatan, atılganlık iletişim özelliği bulunmaktadır.Atılganlık kişilik özelliği ise “başkalarını küçük görmeden, onların haklarını yadsımadan kişinin kendi haklarını koruyabilme yolu olarak geliştirilen bir çeşit bireyler arası ilişkiler biçimi” olarak tanımlanır (6). Ülkemizde iletişim yetersizliğinin ya da atılganlık düzeyinin düşüklüğü ile ilgili çeşitli araştırmalar yapılmıştır.

Oskay (1981) ve Köknel’in (1986) çalışmalarında; çocuk eğitiminde ailenin ve çevrenin çocuğun yaşına ve gelişim çağına uygun olmayan beklentilerinin olması, ailenin bu beklentilerinin gerçekleşmesi için aşırı baskı ve dayağa varan ceza ve şiddet yöntemlerine sıklıkla başvurması, yetişkinler arasındaki iletişim bozukluğunun temel nedenlerinden birisi olarak açıklanmaktadır(7, 8).

Toplumumuzdaki iletişim sorunlarından bir bölümü de kuşak çatışması ve kuşaklar arası anlayış farkının büyük boyutlara ulaşmasından kaynaklanmaktadır. Ülkemizdeki genç kuşak, düşüncelerine saygı duyulmasını, düşüncelerini anlatma, tartışma fırsatının kendilerine tanınmasını, toplumun kültür faaliyetlerine katılabilmeyi, sorunlarıyla ilgilenmeyi, toplumdan soyutlanmamayı, kendi toplumuna yabancılaşmamayı ve sorunlarına sahip çıkmayı istemektedirler (9).

Köknel(1986), kuşak çatışmasının temel nedenini genç ve yetişkin kuşak arasındaki, karşılıklı olarak gönderilen iletilerin çözülüp anlaşılamamasından yani iletişim kopukluğundan kaynaklandığını vurgulamaktadır. Köknel, ailenin ve çevrenin gençle kurup sürdürdüğü iletişimde ve verilen iletilerde çelişmelerin olduğunu ortaya koyarak bunu şöyle açıklamaktadır. Aile bu yandan gence, “büyüdüğünü”, “kendi başına karar vermesinin, sorumluluk yüklenmesinin gerekli olduğunu” anlatır, öte yandan“aklın ermez”, “sen daha çocuksun” denilerek tüm davranışları kısıtlanır. Bu çelişkiler gence de yansımakta ve onda da çelişkiler oluşturmaktadır.Genç istediği zaman kendini “koca adam” olarak görmekte, bütün sorunlarını çözecek güçte olduğunu sanmaktadır.İstemediği durumlarda “ben daha çocuğum” aklım ermez düşüncesinden hareketle sorumluluktan kaçmaktadır (10).

Kasatura’ya (1991) göre; iki insanın birbirini anlamasını engelleyen en önemli etkenlerden biri de, savunucu iletişimdir.Bu süreç bireyin, benlik bilincini koruma ihtiyacından çıkmıştır.Bireyin kendini savunma özelliği arttıkça iletişimdeki verimin düştüğünü, savunma azaldıkça iletinin anlamına ve yapısına daha çok dikkat edildiği gözlenmiştir.

Birbirinden çekinen ve aralarında olumsuz bir değerlendirme bulunan bireylerin etkili iletişim kurabilmeleri için öncelikle güven ortamının oluşturulmasının gerekli olduğu ifade edilmiştir. Çevresindeki insanlarla başarılı iletişim kuran yetişkinlerin kişilik özelliği incelendiğinde, kendilerine güven duyan, duygusal ve düşünsel yönden olgunlaşmış kişiler olduğu gözlenmiştir. Bu kişilerin bebekliklerinden itibaren güven ve sevgi dolu bir ortamda yaşadıkları görülmüştür. Ayrıca başarılı bir iletişimde duygudaşlık, saydamlık ve etkin dinleme özelliklerinin bulunması gerektiği söylenmektedir. Duygudaşlık (empati), karşısındaki insanın duygularını anlama yeteneği; Saydamlık, bir insanın rol yapmaması, içi ile dışının bir olması; etkin dinleme ise, karşısındaki bireyin söylediklerini de çözerek, onun dünyasına girilebildiğini ve anlaşıldığının karşıya iletilmesini anlatır(11).

Tuncer (1979), ana-baba tutumlarıyla, aile yapılarının çocuğun kişilik özellikleri geliştirmelerine etkisini incelediği çalışmasında, farklı kültürel ögelerin egemen olduğu farklı toplumlarda aile yapıları ve benimsenmiş eğitim yöntemlerindeki farklılıkların, toplumdan topluma değişen özgün kişilik çizgilerinin ortaya çıktığını açıklamaktadır.

Ülkemizin de içinde bulunduğu Doğulu ülkelerde, girişken olmayan, geleneklere bağlı, kararsız ve aile bağları güçlü, sınırlı davranışları etkin olan bireyler yetişirken; Amerika ve Batılı ülkelerde özgürlüğüne düşkün, para ve başarıya önem veren, gelenek ve soyluluğa bağlı olmayan, davranışlarını belli kurallara göre düzenlemeyen, aile bağları zayıf bireylerin toplumda genellikle çoğunlukta olduğu belirtilmektedir (12).

Geleneksel Türk eğitiminde; ailede çocuğun korunduğunu, gözetildiğini, girişkenlik ve merakın desteklenmediğini, çocuğun içinden geçenleri açıkça söylemesinin engellendiği vurgulanarak; okul ortamında çocuğun sıkı bir denetime sokulduğu, öğretmenin otoritesini benimseyen, kurallara uyan çocukların ödüllendirildiği çok sayıdaki araştırmaların ortak bulgularıdır(13). Tuncer, ülkemizdeki çocuk yetiştirme yöntemindeki önemli sorunun, bireyler arası ilişkileri bozmadan, aile bağlarını gevşetmeden; bağımsız, kararlı ve girişken bireyler yetiştirmek olduğunu belirtmektedir.

İletişim Becerilerinin Geliştirilmesi

Daha sonra yapılacak olan davranışın önceden denenmesi ya da prova edilmesi yöntemini geliştiren Friedman, Wolpe, Lazarus, Liberman, Baker, Fiedler ve Beach (1966, 1978) gibi araştırmacılar atılganlık eğitimi yöntemini geliştirmişlerdir. Bu yöntem danışanın o davranışı kaygılanmadan yapabilmesini, uygulama sırasında kendine güveninin artacağını, danışanın durumunun kötüye gitmeyeceğini öğrenmesini sağlar.Bu tür atılganlıkeğitimiyle, çok çekingen ve saldırgan davranışları yüzünden bireyler arası iletişim sorunları bulunan kişilere yardım edilebileceği söylenmiştir (14).

Morgan ve Leung (1979), kendilerini yetersiz olarak kabul eden fiziksel özürlü üniversite öğrencileri üzerinde atılganlık eğitiminin etkilerini incelemişlerdir.18-40 yaşları arasında 9 bayan 5 erkek olmak üzere 14 denek üzerinde çalışılmıştır. Deneysel araştırmada ön-test, son-test kontrol grup modelinden yararlanılmıştır.

Atılganlık eğitimi gören ve görmeyen denekler karşılaştırıldığında sosyal etkileşim becerileri, benlik ve benlik saygısı düzeyi ile kendilerini yetersiz olarak kabul eden atılganlık eğitimi verilen bireylerin sayıca arttığı denencelerin analizinden anlaşılmıştır. Çalışmada fiziksel özürlü üniversite öğrencilerinin yeteneksizliğinin kabulünün gelişiminde atılganlık eğitiminin etkili olabileceğini ortaya koymuştur (15).

Voltan (1980), üniversite öğrencilerinin atılganlık kişilik özelliği düzeyinin yükseltilip yükseltilemeyeceğini incelemek amacıyla deneysel bir çalışma yapmıştır. Atılganlık kişilik özelliğini, bireyin kaygı dışındaki olumlu ve olumsuz duygularını, birey ya da bireylere en etkili şekilde iletebilme, karşısındaki kişinin hakkına saygı göstererek kendi hakkını koruyabilme nitelikleri olarak tanımlanmıştır(16). Bu nedenle atılgan bireyin kurduğu iletişimin sonucunda daha sağlıklı bir uyum içerisinde olacağı söylenebilir.

Voltan, sosyo-ekonomik düzeyi düşük ailelerden ve kırsal kesimden gelen 17-19 yaşları arasındaki gönüllü 60 öğrenci üzerinde atılganlık eğitimi programı uygulamıştır. Atılganlık eğitimi sonunda deney grubundaki öğrencilerin Rathus Atılganlık Envanterinden aldıkları puanların ortalaması kontrol grubundan anlamlı düzeyde yüksek çıkmıştır(17).

Akkök (1996), ilköğretim öğrencilerinin ev ortamından çıkıp, okul ortamına girdiklerinde onlardan yeni davranış biçimleri geliştirmeleri beklenildiğini belirterek, bunun sonunda çocukların; kendilerine güvenleri olan, kendilerini düzgün ve güzel ifade edebilen ve kişiler arası ilişkilerde başarılı bireyler olarak gelişmelerinin, sağlanabileceğini açıklamıştır. İlköğretim öğrencilerine kazandırılacak beceriler aşağıdaki gibi gruplanmıştır. İlk kazandırılacak beceriler; dinleme, konuşmayı başlatma, konuşmayı sürdürme, soru sorma, teşekkür etme, kendini tanıtma, başkalarını tanıtma, iltifat etme, yardım isteme, bir gruba katılma, yönerge verme, yönergelere uyma, özür dileme ve ikna etmedir.

Grupla bir iş yürütme becerileri arasında başkalarının görüşlerini anlamaya çalışma; duygulara yönelik beceriler grubunda ise kendi duygularını anlama, duygularını ifade etme, başkalarının duygularını anlama, karşı tarafın kızgınlığı ile başa çıkma, sevgiyi-iyi duyguları-ifade etme, korku ile başa çıkma ve kendini ödüllendirme iletişim yeterlikleri arasında sayılabilir. Saldırgan davranışlar ile başa çıkmaya yönelik beceriler; arasında ise izin isteme, paylaşma, başkalarına yardım etme, uzlaşma, kızgınlığı kontrol etme, hakkını koruma ve savunma, alay etmeyle başa çıkma, kavgadan uzak durma, yer almıştır.Stres durumlarıyla başa çıkmayla ilgili beceriler arasında ise; başarısız olunan bir durumla başa çıkma, grup baskısıyla başa çıkma, utanılan bir durumla başa çıkma, yanlız bırakılma ile başa çıkma sayılabilir (18).

Görüldüğü gibi, ilköğretim öğrencilerine kazandırılacak becerilerin büyük bölümünü iletişim becerileri oluşturmaktadır.

Ayrıca bu çalışmada her becerinin nasıl kazandırılacağı ile ilgili çok sayıda etkinlik bulunmaktadır.

Baltaş ve Baltaş(1997), daha iyi insan ilişkileri ve daha iyi iletişim kurabilmek için bedenin iyi kullanılmasının yanında, bireyin“duygusal olgunluğa” ulaşmasının gereğini açıklamaktadırlar. Duygusal olgunluk, bireyin kendi duygularını anlaması ve yaşam düzeyini yükseltebilecek yönde düzenlemesi, başkalarının duyguları için empati göstermesi biçiminde tanımlanmıştır. Coleman; duygusal olgunluk kavramı yerine, kendinin farkında olma (self awareness) ve ertelenmiş haz (delayed gratification) kavramlarını kullanmıştır. Bu iki kavramın oluşturduğu beceriye bireyin sahip oluş derecesine göre, hayattaki başarısının artacağı belirtilerek; bu özelliğe “duygusal akıl” adı verilmiştir. Daha sonra bu kavram “duygusal zekâ” olarak ifade edilmiştir. Bu kavram bireyin kendi duygularının farkında olması biçiminde tanımlanmıştır(19).

Sorias (1986), toplumsal ruh sağlığının hedefi olarak, bireyin temel ihtiyaçlarını karşılayan ve yaşamını sürdürmesini sağlayan sosyal ilişkilerin güçlendirilmesini belirtmektedir. Ruh sağlığı üzerinde son yıllarda yapılan çalışmaların girişkenlik(atılganlık) düzeyinin yüksekliğinin ruh sağlığını korumaya yarayan destek sistemi olarak görev yaptığı, stres durumlarında fiziksel ve ruhsal çözüntüyü azaltabileceği ifade edilmiştir.

Sorias; Brady, Eisler,Miller ve Person’dan da yararlanarak bireyler arası doyum verici iletişim biçimi olan anlatımcılık (expresiveness) ile atılganlığı içine alan sosyal becerinin yararlarını bireyin olumsuz ya da olumlu duygularını ilişki içinde olduğu birey ya da bireylere anlatabilmesini, kendi haklarını savunabilmesini, kendisine ters gelen istekleri geri çevirebilmesini, gerektiğinde başkalarından yardım isteyebilmesinin kolaylaştırılması şeklinde özetlemiştir.

Davranış modifikasyonu ilkelerine dayanan sosyal beceri ya da girişkenlik eğitiminin psikiyatrik bozukluğu olmayan bireylerin diğer insanlarla ilişkilerinin daha doyum verici olmasını sağlamak, karşılarına çıkan fırsatları en iyi şekilde değerlendirmek, depresyon, mental gerilik, şizofreni ve kişilik bozuklukları tedavisinde yararlı olabilecek bir yöntem olarak gösterilmiştir (20).

Tartışma ve Yorum

Geleneksel tarım kültüründen, modern sanayi toplumunun kültürüne geçişin sancılarının yaşandığı ülkemizde yeterli iletişim becerilerine sahip bireylerin yetiştirilmesi toplum ve birey açısından istenen ve beklenen bir olgudur.

Toplumumuzun sahip olduğu geleneksel kültürel ögeler, otoriter ana-baba tutumu, baskıcı çocuk yetiştirme yöntemleri, hızlı sosyal ve kültürel değişme gibi nedenlerin bireyler arası iletişimde çeşitli sorunlar çıkardığı söylenebilir. Bu sorunlar ise bireyin uyumunu olumsuz yönde etkilemektedir. Geleneksel Türk eğitiminde; ailede çocuğun korunduğunu, gözetildiğini, girişkenlik ve merakın desteklenmediğini, çocuğun içinden geçenleri açıkça söylemesinin engellendiği vurgulanarak; okul ortamında çocuğun sıkı bir denetime sokulduğu, öğretmenin otoritesini benimseyen, kurallara uyan çocukların ödüllendirildiği çeşitli araştırmaların ortak bulgularıdır. Ayrıca iletişim sorunları olan bireylere yardım edebilmek için psikologlar değişik terapi teknikleri geliştirmişlerdir.

 

                  

 

 

               Free Counter

           THANKS FOR VİSİTİNG...

COMMENTATE PLEASE !

 



Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
Lady_ Dreamwrote:
Hey my Spacefriend
 Hab leider wenig zeit für Einträge
Wünsche dir einen schönen Abend
und schonmal einen shönen Sonntag
Viele liebe Grüsse von
Moonhexe
Feb. 8

Image Hosted by ImageShack.us

Yalnızlık yazgıda dövmedir…
Ne yapsan çıkaramazsın..

çoğul yaşar, tekil yaşlanırsın..
yalnız kalmazsın.
senin için ölecekler vardır ama,
can çekişirken bir yazgındaki dövme kalır eceline seyirci..
ve kalabalık bir yalnızlık özletir yalnız bir yalnızlığı…
çok özneli, hiç yüklemli bir tümce gibi kalakalırsın..
hiçbir dilbilgisi kifayet etmez seni tamlamaya..

Yalnızlık yazgıda dövmedir…
Ne zaman ağlayacak olsan, kapanır emrine amade göller..
içinde kendini boğacağın okyanuslara dönüşür üç beş damla yaş..
silinse bir şefkatli sesle, kimse boğulmayacaktır oysa..
Boğulmasa, ağlamayacaktır..
ve ağlamasa boğulmayacak…

Yalnızlık yazgıda dövmedir…
Ne zaman haykırmak istesen,
parça tesirli bir sükut bırakır sessizlikten en korkan yanına..
her susuş, şamar şamar iner korkularına..
ağzı burnu kan içinde,
dudağı patlamış bir teslim oluşla çökersin dizlerinin üstüne..
sağır odalarda bıraktığın umutların duymaz seni
tutmaz ellerinden..
dizlerinin üstünde kalakalırsın…

Yalnızlık yazgıda dövmedir…
Siner yüreğinin mahzenlerine..
Küf kokulu öyküler işler gergefine
Söküp atamazsın..
öyle ki, özüne bile yaban kalır yalnızlığın..
teselli etmek için sarılmaya kalksan kendine,
felçli bir isyanla düşer kolların..
buğulu bir bakış bırakırsın sırrını s-aklayan aynalara
anlamışsındır artık
kendine bile yar olamazsın…

Yalnızlık yazgıda dövmedir…
Ne bir ses, ne bir ten, ne bir dokunuş
Silemez yazgına nakış nakış işlenenleri
ecel gibi beklersin önceleri bir neşteri
kazısın, söküp alsın istersin
sustursun bu tek sesli koroyu
kuytularda yankılanmasın istersin suskuların
cılız bir haykırıyla tutunursun yazgına uzanana
bir bakarsın, avuçlarında sımsıkı tuttuğun yalnızlığın
kaçarken kendinden, sana çıkar çıkmazların..
Sen yazgına, yazgın yalnızlığa yar…

Bir kez daha anlarsın..
Yalnızlık yazgıda dövmedir!
Söküp atamazsın…
Nov. 13
BETHwrote:

 

 

Otoño

Mujer densa de horas
y amarilla de frutos
como el sol del ayer

El reloj de los vientos te vio florecer
cuando en su jaula antigua
se arrancaba las plumas el terco atardecer

El reloj de los vientos
despertador de pájaros pascuales
que ha dado la vuelta al mundo
y hace juegos de agua en los advientos

De tus ojos la arena fluye en un río estéril

Y tantas mariposas distraídas
han fallecido en tu mirada
que las estrellas ya no alumbran nada

Mujer cultivadora
de semillas y auroras

Mujer en donde nacen las abejas
que fabrican las horas

Mujer puntual como la luna llena

Abre tu cabellera
origen de los vientos
que vacía y sin muebles
mi colmena te espera.

 

(GERARDO DIEGO,POETA CANTABRO) 


 

 

 

  

Sept. 29
Ceu Rosáriowrote:
 
Sept. 17

myspace layouts, myspace codes, glitter graphics


Hasret bir aşılmaz duvar mı
Kimi anasına hasret
kimi çocuğuna
Image and video hosting by TinyPic
Hasret yağmur gibi yağar mı
Kimi sıcağına hasret
kimi soğuğuna
Image and video hosting by TinyPic
Hasret bir ömre sığar mı
Kimi çiçeğine hasret
kimi böceğine
Image and video hosting by TinyPic
Hasret, hasret, hasret
Hasretler içinde öleceğine
Git sevgini kanatlandır geleceğine
Image and video hosting by TinyPic    

Sept. 7